14 Şubat 2015 Cumartesi

Yürüyüş Zamanı..

Günler sonra ilk defa hava soğuk değil. Evde oturmaktan dibim tutmuştu. Bugün hiç dışarı çıkılmaz ama neyse.. Her yerde sevgililer cıvık cıvık noluyoruz ya diyesim gelir benim. Ama neyse ki kulaklığım var. Takarım kulaklığımı kafamı kaldırmadan yürüyüşümü yaparım. Ama bir sorunumuz daha var. Gül satan ablalar. Abe al bi gül der, sevgilim yok derim, olsun abe falına bakayım der. Kesin bir şekilde kandırır beni. Buna önlem almalıyım. En iyisi koşuyoluna gitmek. Hiç kimse olmuyor. Doğa yeşillik köpek pislikleri oh miss. Neyse o zaman ben bir duş alayımda yürüyüşe çıkayım. Belki koşarım ama üşeniyorum. Neyse hadi öpüyorum sizi görüşürüz canlarım. Altta ki resime bakmayın o ben değilim. İnternetten çaldım. Yine çok çılgınım.





13 Şubat 2015 Cuma

Çok sıkıldım lan.

İyice sosyal oldum, pardon asosyal oldum. Bende karar veremiyorum sabahtan akşama kadar Twitter, Facebook sayfalarıyla uğraşıyorum. Blog yazıyorum televizyon izliyorum. Bir gün elektrikler olmasa ölecekmiş gibiyim. Ne yapayım ev arkadaşım hala istanbulda. Tek başıma çılgınlar gibi yatıyorum. Yok çıkayım biraz koşayım diyorum. Sonra camı açıyorum havanın o durumunu gördükten sonra evde kalmanın en doğru karar olduğuna inanıyorum.

Şu an aklıma ne yapabilirim diye düşünürken bir fikir geldi. Yarım bıraktığım bir kitap vardı. ''Aklından bir sayı tut''. Çok fena başladı ama sonra baymıştı. Belki başlarsam akıcılıgına kavuşur. Ama şöyle bir sorunum var. Türk kahvesi var cezve yok :/ Acaba ketılda denesem olur mu ? Aklımda deli sorular. En iyisi ben bi deneyeyim. En fazla ketılı çöpe atarım. Hadi o zaman party hard. Yine çok çılgınım. 

Sonuçlarını yine size bildireceğim. Takipte kalın up up up.

Ketılım şekil

12 Şubat 2015 Perşembe

Uykulu günler.

''Uyku insana verilmiş bir mucizedir''. Bu söz ne kadar güzel söylenmiş değil mi ? Üniversite başlamadan bir kaçamak yaptım üniversite evime, tek başıma ohh miss. Biraz canım sıkılmıyor değil, tek sıkıntı evden çıkmadığım için konuşacak kimsede olmuyor. Dizileri sıraya koydum hepsini bitireceğim bu gidişle.

Elimde tabletim ve kahvem bu günün özetini yapmak istedim. Ne kadar boş bir gün daha geçirmişim. İşsizlikten öleceğim.

Kitap okuyorum arada bir. Bir de DGS hazırlık var' zaten YGS sınavına da az kaldı. Ama ben hala konsantre olamadım. Yataktan kalkıyorum yemek yiyip tekrar yatıyorum. Gece kalkıp duşa gidiyorum. Dengem bozuldu iyice sanırım. Blogumla falan ilgileniyorum derken zaman geçiyor. Sanırım biraz hareketlenmenin zamanı geldi. Burada hava soğuk fakat koşuya çıksam iyi olacak. Neyse iyi akşamlar.

11 Şubat 2015 Çarşamba

Engelleri Kaldırıyoruz

Dün gece Facebook'ta dolaşırken bir dubsmash sayfası gördüm. Biraz göz attım. Bu diğerlerinden farklıydı. Farkı şuydu herkes yaptığı videoları atarken o işaret dilinide kullanarak videoyu izleyicileriyle buluşturuyordu. Kız engelli değildi. Anladığım kadarıyla babası engelliyor oda babasıyla iletişim kurmak için işaret dilini öğrenmişti. Ve nasıl bir duygu olduğunu biliyor olmalı ki diğer insanların iyiliği için böyle bir uygulamaya gitmiş. Açıkcası çok etkilendim ve durup düşündüm. Ben neden ögrenmeyeyim. Belki ileride bazı insanlara bir faydam dokunur dedim. Mantıklı geldiği fikir.

 Hemen Youtube açtım ve işaret dili öğrenme başlığı altında arama yaptım. Karşıma çok sayıda açıklayıcı, öğretici ve basit videolar geldi. 30 dakikalık bir videoyu izledim. Alfabeyi, aile fertlerinin nasıl gösterildiğini, selamlaşmayı, hatır sormayı gibi başlangıç için gerekli olan bilgileri öğrendim. Ve çok hoşuma gitti. Bundan sonra ki süreçte vaktim oldukça videoları izleyeceğim. Bir dil bir lisan deniyor. İşaret dilide bir dildir. Neden ögrenmeyelim ?





.